• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar9.27929.3164
Euro10.803310.8465
SEYFETTİN KARAMIZRAK
seykarami@gmail.com
TOPLUMSAL YOZLAŞMA
14/07/2021

Tarihsel süreç içerisinde etik kavramının birçok tanımı yapılmıştır.

Etik; insanların kurduğu bireysel ve toplumsal ilişkilerin temelini oluşturan;

“değerleri, normları, kuralları doğru-yanlış ya da iyi-kötü” gibi ahlaksal açıdan araştıran bir

felsefe dalıdır.

Günümüzde etik kavramı, daha çok iş hayatı içerisindeki davranış biçimlerini

irdeleyen, düzenleyen bir disiplin olarak görülmektedir.

Ahlak kavramı ise, kişilerin sosyal yaşam içerisindeki ilişkilerini düzenleyen bir

disiplin olarak görülmektedir.

Etik, her şeyden önce bütün etkinlik ve amaçların yerli yerine konulması, neyin

yapılacağı ya da yapılamayacağının; neyin isteneceği ya da istenmeyeceğinin; neye sahip

olunacağı ya da olunamayacağının bilinmesidir.

Etik; iyi, kötü, yararlı gibi sorunları inceleyen, ahlaki bir davranış kuralı ortaya

koyan, hangi davranışın iyi olduğunu, neyin yaşama anlam kazandırdığını gösteren ahlak

bilimi olduğuna göre, bu tanımın sınırladığı tüm değer, kavram ve eylemlere her bireyin

saygılı olması gerekir.

Tüm var olan ve kabul görmüş etik değerleri reddedebilmek mümkün değildir. Çünkü

etik değerler, insan yığınlarını toplum, insanları birey yapmaya yetebilecek güçte altyapı

oluştururlar. Toplumu oluşturan bireyler olduğuna göre, tek tek bireylerin ahlaki

gelişimlerinin ortalaması toplum ahlakını oluşturur.

Toplumsal yaşam içinde herkesin üzerinde anlaştığı, gittikçe genişleyen ortak bir

değerler sistemine ihtiyaç vardır. Toplumsal yaşama temel oluşturan bu etik değerler,

toplumda çekişen ve çatışan tarafların hiçbir ortak yanı kalmadığında bile ortak tutamak

durumundadır.

Fakat gerçek adaletin, sadakatin, dürüstlüğün ne olduğu, sürekli bir tartışma

konusudur. İnsanlar, en uygunsuz davranışlarını bile ahlaki sınırlar içinde göstermeye

çalışırlar.

Bir toplumun üyesi olmanın ilk koşulu, var olan ahlaki çerçeveyi kabul etmektir.

Toplum içerisinde değer karmaşası oluşması ve zamanla “faydacılığın” her şeyin önüne

geçmesi, etik kurallarının uygulanmasını etkiler. Bu durumda “toplumsal yozlaşma” ortaya

çıkar. Toplumda oluşan yozlaşma hayatın her alanını etkisi altına alır.

Günü kurtarma adına yapılan göstermelik çalışmalar, teknolojinin hızla gelişmesi,

bireylerin dengesiz ve kötü yaşam koşulları, aşırı hırs, bencil ve açgözlü davranmak, maddi ve

manevi tatminsizlik, servet açlığı, ideolojik ya da siyasal ayrımcılık yozlaşmayı tetikleyen

nedenlerin başında gelmektedir.

Toplumsal yozlaşmanın nedenlerini şöyle gruplayabiliriz:

-Kamu yapısından kaynaklanan nedenler

-Ekonomik yapıdan kaynaklanan nedenler

-Siyasal yapıdan kaynaklanan nedenler

-Bürokratik yapıdan kaynaklanan nedenler

-Toplumsal yapıdan kaynaklanana nedenler

-Tarihsel nedenler

Bir ülkede ekonominin kötüye gidişi toplumu ve doğal olarak fertleri etkiler. Bu

etkilenme zamanla yoksullaşmayı getirir. Bu da eğitim başta olmak üzere birçok alanı etkiler.

Fiziksel ve ruhsal anlamda sağlıklı insanlar yetişmesi güçleşeceğinden ahlaki yozlaşmanın

altyapısı oluşur.

 

Toplumun farklı kesimlerinin siyasi alanda kendini ifade edememesi, siyasetin dar bir

kesimin elinde kalarak kişisel çıkarlara alet edilmesi, siyasal kayırmacılık, rüşvet yozlaşmaya

neden olur.

Bilindiği gibi devletin vatandaşlarına sunduğu hizmetler bürokratik kurumlar

aracılığıyla sağlanır. Bu kurumlarda, adaletin eşit, hakça ve hızlı dağıtılamaması,  parasal

gücün hak ve adaletin önüne geçmesi, yolsuzluk, hırsızlık, rüşvet, dalkavukluk, yetkileri çıkar

karşılığı kötüye kullanma, rüşvet, zimmet, adam kayırmacılık, rant kollama gibi istenmeyen

davranışlar toplumdaki yozlaşmanın önemli sebeplerindendir.

Her yöneticinin tarafsız davranması ve politik yöneticilere tarafsız bilgi sunması

gerekmektedir. Yöneticilerin politize olması durumunda görev yaptığı kurum politik bir

görünüm kazanır, yönetici astları, yöneticiden çok politikayı araç olarak görürler. Sonunda

politik ilişki ve kayırma, yönetimsel yeterliliğe üstün tutulur.

Toplumsal yapıda oluşan kültürel bozulma da yozlaşmayı oluşturan önemli

unsurlardan biridir. “Toplumsal yozlaşma” nın önlenmesindeki etkili yollardan biri, “sosyal

adalet” in tesis edilmesidir.

“Sosyal adalet”, herkesin hakkının eşitlik ilkesine göre gözetilmesi, adaletin

yaygınlaştırılmasıdır. Yani; herkese kabiliyetine uygun yükselme imkânlarının tanınması,

insanlardaki doğuştan var olan yeteneklerin gelişmesine fırsat hazırlanması, herkesin ürettiği

hizmet ve yaptığı görev karşılığında hak ettiği maddi ve manevi mükâfata kavuşturulması,

sıkıntıların ve nimetlerin adalete uygun olarak dağıtılması demektir.

Sosyal adaletin yaygın olduğu toplumlarda insanlar tasada ve kıvançta ortak

davranmanın gereğine inanırlar. Böyle toplumlarda sosyal refah düzeyi de yüksek olur.

Bu sayede her fert, çabasının karşılığını görür, haksızlığa uğramaz; vazife, hak,

mükâfat hususunda herkes yarınından emin olur. Sosyal adalet, toplumda demokratik hak ve

hürriyetlerin herkese eşit ölçüde verileceği bir ortam hazırlar.

Hiç kuşkusuz sosyal adaletin, bir milletin bütün fertlerinde, bir devletin bütün

müesseselerinde yerleşmesi o ülke insanlarının çok dengeli ve mutlu bir hayat sürmelerine

sebep olur.

Doğru olanı savunmak cesaret ister. Cesaret; inandığımız şeyleri yapmak değildir!

Cesaret; doğru olanı, etik olanı yapabilmektir.

Sevgiyle kalın…



20 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

DERS KİTAPLARI ÇIKMAZI - 18/09/2021
Okullar “Yüz Yüze Eğitim” e açıldı. Veliler, öğrenciler, öğretmenler ve yöneticiler mutlu.
OKULLARIN AÇILIŞ MÜJDESİ-1- - 27/08/2021
Eğitim, insan yaşamında önemli bir olgudur. Günümüzde, hem kişinin mutluluğu hem de ulusun geleceği ve refahı bakımından özel bir önem taşımaktadır.
BİR BAYRAMIN ARDINDAN… - 27/07/2021
Geçen yıla nazaran bu yıl Kurban Bayramı başka mutlulukları da bizlere doyasıya tattırdı
ÇOCUKLARIN YETİŞMESİNDE AİLENİN ÖNEMİ - 07/06/2021
Çocuğunuzu anlayabilmeniz için, onu kendine özgü gelişim biçimi içinde, bir bütün olarak görebilmeniz gerekir. Ana-babalık sanatı üzerine kurulan eğitsel felsefeyi iyice sindirin içinize.
KIYMETSİZ(!) ÖĞRETMENİM - 24/05/2021
Bazen medyada veya bu mesleği yeterince tanımayanlarca ifade edilen; “öğretmenlerin işinin çok kolay olduğu, hatta bir şey yapmadıkları, yarım gün yattıkları” vb. haksız ve insafsız söylemler dolaşmakta.
BİLİMİN YÜREĞİ YOKTUR - 19/05/2021
Eğitim görmemiş, okuma yazma bilmeyen, “cahil” dediğimiz kişilerin yanlışları hoş değilse de, “kusurlarını tahsil yapmamalarına” yükleyebiliriz.
BAYRAMLAR - 14/05/2021
“Bаyrаmlаr, milli ve dini duygulаrın, inаnçlаrın, örf ve аdetlerin uygulаnıp sergilendiği, bir toplumdа millet olmа şuurunun şekillendiği, kuvvetlendiği günlerdir.”
GÜLEGÜLE GİT YA ŞEHRİ RAMAZAN - 14/05/2021
Güzel şeylere sahip olduğumuzda neden sevinmesini bilemiyoruz acaba.
RAMAZAN - 01/05/2021
Yoksulun düşkünün, yoksa parası,
 Devamı